Hepimizin bildiği gibi vücudumuz hücrelerden oluşuyor. Hücrelerin aşırı ve kontrolsüz büyüyüp vücudu istila etmesiyle kanserler meydana geliyor. Bu olayın meme dokusunda olmasıyla da meme kanserleri oluşuyor.

Günümüzde meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Dünya genelinde ortalama her 8-10 kadından birinde, meme kanseri görülüyor.
Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. 50 yaşın üstündeki kadınlarda 50 yaşın altındaki kadınlara göre 4 kat daha fazla görülüyor.
Meme kanseri tanısı almış hastaların yarısı 65 yaş üstünde.

meme kanseriErken teşhis meme kanserinin tedavisinde başarı için anahtardır. Bu nedenle
tüm kadınların meme kanseri belirti ve bulgularını bilmesi, herhangi bir zamanda anormal durum tespit ettiğinde genel cerrahi uzmanına başvurması gerekiyor.
Aylık olarak kendi kendine meme muayenesi yapan bir kadın, kendi memesindeki herhangi bir değişikliği saptayabilir.

Olası Meme Kanseri Belirtileri;

  • Memenin içinde, kenarında ya da koltukaltı bölgesinde şişlik (yumru) veya artmış yoğunluk saptanması.
  • Meme başı hassasiyeti.
  • Meme derisinde değişiklikler ya da meme derisindeki gözeneklerin genişlemesi (Portakal kabuğu görünümü).

Memede kitle
Memedeki kitlelerin hepsi önemlidir ve araştırılması gerekiyor. Fakat her kitle de kanser değildir.

  • Meme büyüklüğü veya konturunun değişmesi. Son zamanlarda olması önemlidir. Yoksa çoğu kadının bir memesi diğerine göre biraz büyük olabilir, bu normaldir.
  • Memenin herhangi bir yerinde çukurlaşma, çekilme olması.
  • Meme başının çekilmesi.
  • Meme başı akıntısı; Özellikle berrak veya kanlı akıntı olması.

Bu semptomlar olduğunda mutlaka konunun uzmanı genel cerrahi hekimine başvurularak gerekli muayene ve tetkiklerin yapılması gerekiyor.

Hiçbir semptom olmazsa bile düzenli aralıklarla meme kontrolünün yapılması erken tanı koymada büyük önem taşıyor.

Kadın olmak: Erkeklerde de meme kanseri görülmesine rağmen kadınlarda, erkeklerden 100 kat daha fazla meme kanseri görülüyor. Bu durum, meme kanseri hücrelerinin büyümesini uyaran kadınlık hormonlarının (Östrojen ve progesteron), erkeklerde daha az olmasıyla izah ediliyor.

Yaş: Meme kanseri görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. 50 yaş üstündeki kadınlarda, 50 yaş altındaki kadınlara oranla 4 kat fazla görülüyor.

Aile öyküsü olması: Birinci derece akrabada bir meme kanseri öyküsü olduğunda risk iki katına çıkarken, iki akrabada varsa risk üç katına çıkıyor.
Baba tarafında meme kanseri olması da riski artırıyor. Fakat aile öyküsünün pozitif olması o kişinin mutlaka meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmiyor. Zira her 10 meme kanserli hastanın, 8’ inde aile öyküsü bulunmuyor.

Erken menarj: İlk adet yaşının 12’ den önce olması, daha uzun süre vücudu östrojen ve progesteron hormonuna maruz bıraktığından hafifçe artmış risk olarak değerlendiriliyor.

Geç menopoz: 55 yaşından daha ileri yaşta menopoza girilmesi yine vücudu daha uzun süre kadınlık hormonlarına maruz bıraktığından hafifçe artmış risk olarak kabul ediliyor.

30 yaşından sonra çocuk sahibi olmak veya hiç doğum yapmamak.

Kalıtsal yatkınlık: Yaklaşık %5-10 arası meme kanserinde genetik yatkınlık söz konusudur. (BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları taşıyanlarda)

Kişinin kendinde meme kanseri olması: Bir memede kanser varsa diğer memede kanser gelişme olasılığı da artıyor.

Memede bir takım benign oluşumların saptanması (Fibrosis, adenozis, duktal ektazi vs.)

Hormon replasman tedavisi: Östrojen veya progesteronla kombine östrojen kullanımı.

Mamografide meme dokusunun yoğun olarak tespit edilmesi

Obezite

Beslenme

Sigara

Alkol

İnaktivite

Güçlü meme kanseri öyküsüne sahip ailelerde gözlenen durumlar şöyledir;

Ailenin aynı tarafında (Örn: anne tarafında ya da baba tarafında) birden
fazla nesilde, menapoz öncesi gözlenen meme kanseri vakası.
Her iki memesinde meme kanseri olan aile bireylerinin bulunması.
Ailedeki erkeklerde kanser tanısı bulunması
Ailede meme kanserinin yanı sıra over (Yumurtalık) kanseri olan bireylerin olması.

Eğer ailenizde güçlü meme kanseri yada yumurtalık (Over) kanseri öyküsü var ise BRCA genetik mutasyon testi yaptırabilirsiniz.
Ancak şunu da anlamak gerekir ki test sonuçları ne olursa olsun meme sağlığınızın geleceğini %100 tahmin etmek mümkün değildir. Meme kanseri için yapılan genetik tarama, karar vermenizde yardımcı olmak için biraz daha bilgi vermeyi sağlıyor.
Eğer BRCA genetik mutasyon testiniz pozitif çıktıysa meme kanserine yakalanma riskiniz %65-80 arasında, over (Yumurtalık) kanserine yakalanma riskiniz ise %40  civarındadır.
Ailesinde meme/over kanseri olan bazı kadınların BRCA gen mutasyon testi sonucu negatif çıkabiliyor. Ancak bu test sonucu asla meme veya over kanserine yakalanmayacağınız anlamına gelmiyor.

Özellikle ailesinde meme kanseri olan kadınlarda genetik tarama yapılabilir ve BRCA1 ve BRCA 2 denilen genlerde mutasyon olup olmadığına bakılabilir. Bu genlerde mutasyon olan kadınların, ileride meme veya over (Yumurtalık) kanseri olma riski normal kişilere göre daha yüksektir. Meme kanseri olan kadınların %5-10’unun bu genetik mutasyonu taşıdığı gözleniyor.
Genetik mutasyon testinin pozitif çıkması kanser tanısı için yeterli değil. Bu genetik test kansere yakalanma riskinizi sınırlandırmada oldukça yararlıdır.
Genetik mutasyonu olan kadınlarda meme ve over kanserine yakalanma riskini en aza indirgemek için bazı cerrahi müdahaleler yapılabilir. Bunlar;

● Profilaktik Mastektomi (Henüz memede kanser oluşmadan meme dokusunun ameliyatla alınması): Burada meme başı ve cilt koruyucu mastektomi uygulanıyor.
● Yumurtalıkların ameliyatla alınması

20 yaşından sonra ayda bir kez kendi kendine muayene ve iki yılda bir doktor kontrolü, 40 yaşından sonra yine ayda bir kendi kendine muayene ve yılda bir kez doktor muayenesi öneriliyor.
Memede farklı patolojiler saptandığında veya mevcut risk faktörlerine göre bu takip programı sıklığı artabiliyor. Kişisel değerlendirme için genel cerrahi uzmanının görüşü önem taşıyor.

Öncelikle bir ayna karşısına geçilerek ilk olarak kollar aşağıda iken, sonra kollar havada iken memelerdeki simetriye, ciltte çekilme olup olmadığına, meme derisindeki değişikliklere, meme başında çökme olup olmadığına bakılıyor. Daha sonra banyoda veya oturarak, elin orta üç parmağının iç yüzüyle, meme başından başlayıp koltukaltına doğru, dairesel hareketlerle meme dokusu içindeki olası farklı yapılar hissedilmeye çalışılıyor. Aynı işlem yatarak da tekrarlanıyor.elle meme muayene

Meme ile ilgili tetkikleri yaptırmadan, önce genel cerrahi uzmanı muayenesi sonra meme Usg, mamografi ve gerekirse meme MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) gibi radyolojik tetkiklerin yapılması uygun sıralamadır. Sadece radyolojik tetkik, meme muayenesi yapılmadan eksik kalmaktadır. Meme tetkiklerinde rutin olarak 40 yaş altında meme Usg, 40 yaş üstünde meme usg ve mamografi yapılıyor. Memede bu tetkiklerde saptanmayan sadece fizik muayene ile tespit edilebilen lezyonlar olduğu unutulmamalı. Bu durumlarda gerekirse meme MRI ’ı çekilebiliyor. Tetkik öncesi yapılan meme muayenesinde saptanmış olan kitle vs. varlığında, klinik ön tanı ile radyolojik tetkike başvuran hastalarda; cerrah ile radyolog arasında iletişim daha iyi oluyor ve bu durumda olası kişisel yanlış değerlendirmelerin önüne büyük oranda geçilebiliyor.
Takip aralığının da klinisyenin kişisel risk faktörlerini değerlendirmesi ile belirlenmesi en uygun olan yaklaşımdır.

Mamografik taramanın erken tanı sayesinde meme kanserinden ölümleri azalttığı biliniyor. Tarama, 40 yaşından sonra yılda bir kez olarak öneriliyor.
Aile öyküsü pozitif olan hastalarda; meme tetkiklerine, akrabada görülen meme kanseri olma yaşından 5-10 yıl önce başlanması öneriliyor.

Meme Kanseri tanısı hastanın kendi kendine muayene etmesi ile başlıyor. Kişi kendi memesinde bir değişiklik fark ettiğinde meme konusunda deneyimli genel cerrahi uzmanına gitmeli. Muayene sonrası 40 yaş altı hastaya meme usg, 40 yaş üstü hastaya meme usg ve mamografi yapılması öneriliyor. Duruma göre bu tetkiklere meme MRI eklenebiliyor. Buradan çıkan sonuçlara göre İİAB (İnce iğne aspirasyon biopsisi), Tru-cut Biopsi, İnsizyonel Biopsi, Vakum Biopsi, Eksizyonel Biopsi yöntemlerinden biri seçilerek doku tanısı konuluyor.

İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB): Bir enjektörle memedeki tümörden hücre örnekleri toplanıyor. Toplanan örnekler patoloji uzmanı tarafından inceleniyor. Kanser olup olmadığı belirleniyor. Günümüzde daha az kullanılıyor.

Tru-Cut Biyopsi: Özel bir alet ile lokal anestezi ve görüntüleme altında kitleden doku örneği alınıyor. Memede kitle saptandığında en çok yapılan biopsi türü budur.

Tel İle İşaretli Bölgenin Çıkarılması: Bu yöntemde memedeki kitle veya şüpheli alana radyolojik olarak ince bir tel yerleştiriliyor. Sonrasında bu alan ameliyathanede genel anestezi altında tel rehberliğinde çıkarılıyor.

Vakum Biopsi : Bu yöntemde memedeki şüpheli alandan radyolojik olarak genişçe örnek alma şansı olmaktadır.

İnsizyonel(Kesitsel Biyopsi): Bu uygulamada lokal anestezi altında memedeki kitleden bir parça alınıyor ve incelenmesi için patolojiye gönderiliyor. Memedeki kitle çok büyükse ve memedeki tümör cildi tutmuşsa yapılabiliyor.

Eksizyonel Biopsi: Burada lokal veya genel anestezi altında memedeki kitlenin tamamı çıkarılır.
Ameliyat Sırasında Biyopsi(Frozen Biopsi): Kanser şüphesi bulunan kitle ameliyat sırasında çıkarılıp operasyon esnasında incelenmek üzere ameliyathanede hazır bulundurulan patoloji uzmanına veriliyor ve anında incelenerek ameliyatın seyri belirleniyor. Meme kanserinde daha çok koltukaltı lenf bezlerinin değerlendirilmesinde Sentinel Lenf Nodu Biopsisi (SLNB) tekniğinde kullanılıyor.

Meme kanserinin pek çok alt tipi bulunuyor. Ancak temel olarak ikiye ayırmak mümkün.

Link to:

Non-invaziv meme kanserleri
İnvaziv meme kanserleri

Duktal Karsinoma İn SituNon-invaziv Meme Kanserleri

Yayılma göstermeyen kanser için kullanılan terimdir. Bu kanserlere “in situ” da deniliyor. En sık rastlanan yayılma göstermeyen kanser tipleri; “Duktal Karsinoma İn Situ” ve “Klasik Lobüler Karsinoma İn Situ” dur.

Duktal Karsinoma İn Situ (DKİS) : Tipik bir belirtisi bulunmuyor. El ile muayene bulgusu da genellikle eşlik etmez. Bu kanser türü çoğunlukla mamografi ile ortaya çıkıyor. Mamogram görüntüsünde mikrokalsifikasyon denilen düzensiz yapıda ufak boyutlu kireçlenme bulgularına rastlanıyor. Biyopsi yapılarak kesin tanı konulabiliyor.
Kanser noninvaziv olduğu sürece metastaz (Yayılım) göstermiyor. DKİS’i olan ve lumpektomi ile birlikte radyasyon tedavisi gören kadınlarda lokal nüks görülme (Aynı yerde kanserin tekrarlaması) riski %5-15 olabiliyor. Yine DKİS tanısı konan ve total mastektomi ile tedavi edilen kadınlarda lokal nüks görülme oranı ise %2’den daha düşüktür.
Son yıllarda DKİS olan hastalarda güncel tedavi olarak cilt ve meme başı koruyucu mastektomi seçiliyor. Total mastektomiden farklı olarak bu ameliyatta meme başı, areola(memenin etrafındaki kırmızı halka şeklindeki alan) ve meme cildi korunuyor, memenin içi tamamen boşaltılıp içerisine silikon implant konularak estetik kayıp olmadan ameliyat mümkün olabiliyor.

Klasik Lobüler Karsinoma İn Situ (LKİS): Memenin lobüler (Süt bezlerinde) kısmında anormal yapıdaki hücrelere rastlanmasıdır. Hastalığın adında “karsinoma” kelimesi geçmesine rağmen lobüler karsinoma in situ aslında bir meme kanseri değildir. Bu hastalığa sahip olan kadınların gelecekte meme kanserine yakalanma riski normal kişilere göre daha fazladır. Lobüler karsinoma in situ’nun herhangi bir belirtisi yoktur. Çoğunlukla başka bir nedenden ötürü meme dokusuna biyopsi yapıldığında fark edilebiliyor. Lobüler karsinoma tanısı konulan kişiler, ileride meme kanserine yakalanmamak için düzenli doktor takibine girmelidir. Ayrıca profilaktik olarak cerrahi işlemler (Mastektomi gibi) ya da hormonal terapiler uygulanabiliyor.

İnvaziv Meme Kanserleri

Yayılma gösteren meme kanserleridir. En sık gözlenen tipleri; “invaziv duktal karsinoma” ve “invaziv lobüler karsinoma”dır.

İnvaziv Duktal Karsinoma

Aynı zamanda infiltratif duktal karsinoma olarak da biliniyor. Bu kanser türü meme kanallarında başlamış ve meme kanalının dışına memedeki yağ dokusuna yayılmıştır. Meme kanserinin en sık rastlanan türüdür. Meme kanseri tanısı konulan kişilerin yaklaşık %80’i invaziv duktal karsinomadır. İnvaziv duktal karsinoma; mamografi, ultrason, MRI, biyopsi, patoloji ile teşhis ediliyor.

İnvaziv duktal karsinomanın 4 farklı tipi bulunmaktadır:

Medüller Duktal Karsinom : Genellikle bu nadir rastlanılan bir kanser türüdür ve meme kanseri tanısı konan hastaların sadece %3-5’ inde görülüyor. Tümör genellikle mamogramda fark ediliyor ve her zaman yumru yapıda olmayabiliyor; süngerimsi yapıda da olabiliyor.

Müsinöz Duktal Karsinoma : Müsinoz duktal karsinomada, kanser hücreleri mukus üretir. Ürettikleri bu mukus da kanser hücreleri içerir. Dolayısıyla tümör mukus ve kanser hücrelerinin kombinasyonu formundadır. Bu kanser tipi, diğer invaziv duktal karsinoma türlerine göre daha iyi prognoza sahiptir.

Papiller Duktal Karsinoma: Bu kanser tipi mikroskop altında minik parmaklar şeklinde gözleniyor. Nadir vakada bu kanser tipi yayılım gösterir. Genellikle başka bir organa ya da dokuya yayılmaz.

Tübüler Duktal Karsinoma : Bu da nadir gözlenen invaziv duktal karsinoma türüdür. Tüm kanser vakalarının sadece %2’si tübüler duktal karsinoma tanısı alır. Tübüler duktal karsinoma 50 yaş ve üzeri kadınlarda daha sık gözlenir. Genellikle hormonal terapiye iyi yanıt verir. Bu kanser tipi adını kanser hücrelerinin mikroskop altındaki görünümünden alır; mikroskop altında yüzlerce minik tüp şeklinde gözlenir.

İnvaziv Lobüler Karsinom

Aynı zaman da infiltratif lobüler karsinom olarak da adlandırılır. İnvaziv duktal karsinomdan sonra ikinci en sık rastlanan meme kanseri türüdür. Bu kanser tipinin görüntülenmesi biraz zor olabiliyor. Dallanarak yayılım gösteriyor. Bu tümör tipinin her iki memede olma ( bilateralite) sıklığı yaklaşık %13, bir memenin farklı alanlarında görülme( multisentrisite) oranı yine %11 civarındadır, yani bilateral ve multisentrik olma eğilimi diğer tümör tiplerine göre daha fazladır. Mamografi, ultrason, MRI, biyopsi, patoloji ile tanı konulabiliyor.
Bu tümör tipinde diğer memede kanser yoksa bile koruyucu olarak diğer memeye de cilt ve meme başı koruyucu mastektomi yapılabiliyor.

İnflamatuar Meme Kanseri

Travma, irritasyon, ya da enfeksiyonlar sonucu vücutta kızarıklık, şişlik, ısı artışı oluşur. Buna enflamasyon adı verilir.
İnflamatuar meme kanseri de aynı bulguları verir. Meme derisinde kızarıklık, şişme, portakal kabuğu görünümü oluşur. Bu bulgular enfeksiyon ya da travmaya bağlı değildir. Bu bulgular kanser hücrelerinin ciltteki lenf damarlarını bloke etmesiyle oluşur.
İnflamatuar meme kanseri nadir görülür, tedavisi ve seyri diğer meme kanserlerinden farklıdır. Daha agresif seyirlidir.

İnflamatuar Meme Kanseri

Meme Kanseri Evrelemesinde Kullanılan TNM Sınıflandırması Nedir?

Meme kanseri sınıflandırmasında American Joint Committee on Cancer (AJCC)’ nin TNM sınıflandırması kullanılıyor. Bu sınıflandırmada aşağıdaki başlıklara göre kanserin evresi belirleniyor:

T : Memedeki tümörün çapı
N: Memeye komşu lenf düğümlerinin( lenf nodu) durumu
M: Meme kanserinin vücudun diğer taraflarına yayılma durumu

Meme Kanseri Evreleri Nelerdir ?

Evre 0 : DKIS (Duktal Karsinoma İnsitu) Tümör yeni oluşmaya başlamış.
LKIS (Lobüler Karsinoma İnsitu) Tümör yeni oluşmaya başlamış.

Evre 1 : T1 (Tümör 2 cm den küçük) N0 (Koltukaltı Lenf Nodu yayılımı yok)

Evre 2 A : T0 (Memede tümör yok) N1 (Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T1 (Tümör 2 cm den küçük) N1 ( Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T2 (Tümör 2-5 cm arası) N0 (Koltukaltında Lenf Nodu yayılımı yok)
2 B : T2 (Tümör 2-5 cm arası) N1 (Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T3 (Tümör 5 cm den büyük) N0 (Koltukaltında Lenf Nodu yayılımı yok)

Evre 3 A : T0 (Memede tümör yok) N2 (Koltukaltında 4-9 arası Lenf Nodunda yayılım var)
T1-T2 ( Tümör 5 cm den küçük) N2 ( Koltukaltında 4-9 arası Lenf Nodunda yayılım var)
T3 (Tümör 5 cm den büyük) N1, N2

3 B : T4 ( Tümör herhangi bir boyutta ve komşu doku (deri, kas tutulumu var) (N0,N1, N2)
İnflamatuar meme kanseri, (Eğer beraberinde meme etrafında yaygın Lenf Nodu yayılımı varsa (N3) Evre 3C)

3 C : T1, T2, T3, N3 ( Meme etrafındaki Lenf Nodlarında yaygın yayılım var)

Evre 4 : Herhangi bir T, Herhangi bir N , M1 (Uzak Metastaz varlığı)

Meme Kanseri Evreleri Nelerdir ?

Evre 0 : DKIS (Duktal Karsinoma İnsitu) Tümör yeni oluşmaya başlamış.
LKIS (Lobüler Karsinoma İnsitu) Tümör yeni oluşmaya başlamış.

Evre 1 : T1 (Tümör 2 cm den küçük) N0 (Koltukaltı Lenf Nodu yayılımı yok)

Evre 2 A : T0 (Memede tümör yok) N1 (Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T1 (Tümör 2 cm den küçük) N1 ( Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T2 (Tümör 2-5 cm arası) N0 (Koltukaltında Lenf Nodu yayılımı yok)
2 B : T2 (Tümör 2-5 cm arası) N1 (Koltukaltında 1-3 adet Lenf Nodunda yayılım var)
T3 (Tümör 5 cm den büyük) N0 (Koltukaltında Lenf Nodu yayılımı yok)

Evre 3 A : T0 (Memede tümör yok) N2 (Koltukaltında 4-9 arası Lenf Nodunda yayılım var)
T1-T2 ( Tümör 5 cm den küçük) N2 ( Koltukaltında 4-9 arası Lenf Nodunda yayılım var)
T3 (Tümör 5 cm den büyük) N1, N2

3 B : T4 ( Tümör herhangi bir boyutta ve komşu doku (deri, kas tutulumu var) (N0,N1, N2)
İnflamatuar meme kanseri, (Eğer beraberinde meme etrafında yaygın Lenf Nodu yayılımı varsa (N3) Evre 3C)

3 C : T1, T2, T3, N3 ( Meme etrafındaki Lenf Nodlarında yaygın yayılım var)

Evre 4 : Herhangi bir T, Herhangi bir N , M1 (Uzak Metastaz varlığı)

Meme kanseri tedavisinde en başarılı sonuçlar genel cerrahın kılavuzluğunda yürütülen çoklu tedavi yöntemleri ve diğer branşların birlikte ortak çalışması (Multidisipliner) ile sağlanıyor.
10 yılı aşkın zamandır aşağıdaki branşlardan oluşan “ortak çalışma grubumuzla” meme kanseri şüphesi olan veya meme kanseri saptanmış olan vakalarda kişiye özel planlar çıkarılıyor ve bunlar hasta ile ayrıntılı bir şekilde paylaşılarak titizlikle uygulanıyor.
Ortak tıbbi çalışma grubumuzda bulunan uzmanlık alanları;

  • Genel Cerrahi
  • Estetik ve Plastik Cerrahi
  • Nükleer Tıp
  • Radyoloji
  • Patoloji
  • Onkoloji
  • (Gerektiğinde) Radyasyon Onkolojisi

Meme kanserinde çok ileri evre kanserler hariç tedavide primer öncelik cerrahi tedavidir. İleri evre meme kanserlerinde önce onkolojik tedavi daha sonra cerrahi tedavi seçeneği gündeme alınıyor.

meme kanseri ve sağlıkMeme kanserinden korunmak için değiştirilebilir risk faktörlerini bilmek ve bunlara dikkat etmek önemlidir.

Alkol: Kadınlarda düzenli olarak alınan alkol, meme kanseri riskini artırıyor. Dolayısıyla alkol alımının kısıtlanması veya alınmaması, meme kanserinden korunmada etkendir.

ALKOLÜ KISITLI VEYA HİÇ TÜKETMEYİN!

Doğal Beslenme: Kanser riskini azaltmak için antioksidan tabletler alınmasından ziyade antioksidanların doğal besinlerden alınması daha doğrudur.

DOĞAL BESLENİN!

Obezite: Fazla kilolu veya obez olmak özellikle menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini artırıyor.
KİLOYA DİKKAT!

Fiziksel Aktivite: Fiziksel aktivite azlığı kanser riskini arttırır mı? EVET.
Aktivite azlığının özellikle meme, rahim ve kalın barsak kanserinde riski artırdığı biliniyor.
AKTİF OLUN!

20 yaşından sonra ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi ve 2 yılda bir genel cerrahi uzmanı muayenesi, 40 yaşından sonra yine ayda bir kendi kendine muayene ve yılda bir kez uzman doktor muayenesi öneriliyor.
Sadece memenin radyolojik tetkiklerini yaptırarak meme takibi yapılması uygun değildir. Önce genel cerrahi muayenesi, sonrasında meme tetkiki yapılması ve mutlaka bu yapılan bu tetkiklerin genel cerrah tarafından tekrar değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Böylece meme takibinde hata payı minimalize edilmiş oluyor.

Meme Kanseri Sadece Kadınlarda mı Görülür?

Hayır. Erkeklerde de meme kanseri görülüyor. Fakat kadın olmak meme kanserinde bir risk faktörüdür. Kadınlarda, erkeklerden 100 kat daha fazla görülüyor.

Meme Kanseri Genetik Kökenli Bir Hastalık mıdır?
Yaklaşık %5-10 arası meme kanserinde genetik yatkınlık söz konusudur. (BRCA1 ve BRCA2 gibi gen mutasyonları taşıyanlarda)

Meme Kanseri Riski Yaş İle Beraber Azalır mı?

Meme kanseri riski yaş ile birlikte azalmaz aksine artış gösterir. 30 yaşın üstünde artış göstermeye başlıyor. 50 yaş üstü kadınlarda, 50 yaş altındaki kadınlara göre dört kat daha fazla görülüyor. Meme kanseri tanısı almış hastaların yarısı 65 yaşın üstündedir.

Meme Kanseri Tanısı Konulan Bir Kadının Tedavi Sonrası Gebe Kalması Mümkün mü?

Meme kanseri sonrası uygulanan onkolojik tedaviler üreme fonksiyonlarını ciddi olarak etkileyebiliyor. Günümüzde onkolojik tedavi öncesi uygulanan birtakım üremeye yardımcı yöntemlerle bu sorunun önüne geçilebiliyor.

Aşırı Kilo Alanlar ve Obezler Meme Kanseri Riskini Daha Fazla mı Taşır?

Fazla kilolu veya obez olmak özellikte menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini artırıyor. Çünkü menopoz sonrası östrojen yağ dokusundan daha fazla salınıyor. Dolayısıyla yağ artışı östrojen seviyesini artırarak meme kanseri riskini yükseltiyor.

İyi Huylu Meme Hastalıkları Meme Kanseri Riskini Artırır mı?

Memesinde birtakım iyi huylu lezyonları olan kişiler diğerlerine göre meme kanseri riskini biraz daha fazla taşıyor.
Bu lezyonlardan bazıları; Fibrozis, adenozis, filloid tümör, duktal ektazi, bazı ductal hiperplaziler, papilloma, yağ nekrozu, metaplazi, fibroadenom vb.

Meme kanseri hakkında daha fazla bilgi alın