Tıbbi içerik: Dr. Öğr. Üyesi Murat Kalaycı — Genel Cerrahi Uzmanı · Son inceleme: 11 September 2026 · Özgeçmişi görüntüle →
Makat bölgesindeki ağrı ve kanama, hastaların hekime başvurmakta en çok geciktiği şikâyetlerden biridir. Oysa bu şikâyetlerin arkasındaki en sık nedenlerden biri olan anal fissür, doğru tanı konduğunda büyük ölçüde tedavi edilebilir bir sorundur. Bu yazıda anal fissürün nasıl tanındığını, hangi durumda hangi tedavinin gerektiğini ve güncel kılavuzların ne önerdiğini bulacaksınız.
- Anal fissür (makat çatlağı) nedir?
- Anal fissür belirtileri nelerdir?
- Akut ve kronik anal fissür farkı nedir?
- Anal fissür neden olur?
- Anal fissür tanısı nasıl konur?
- Anal fissür tedavisi: güncel basamaklı yaklaşım
- Anal fissür tedavi edilmezse ne olur?
- “Makat çatlağına ne iyi gelir?” — bitkisel ürünler ve kremler işe yarar mı?
- Ameliyat sonrası iyileşme ve bakım
- Anal fissüre hangi bölüm ve hangi doktor bakar?
- Kliniğimizde (Ataşehir, İstanbul) yaklaşımımız
- Sıkça Sorulan Sorular
- Kaynaklar
Anal fissür (makat çatlağı) nedir?
Anal fissür, anal kanalı döşeyen hassas dokuda oluşan uzunlamasına bir yırtıktır. Halk arasında makat çatlağı olarak bilinir. Yırtığın kendisi küçüktür; asıl sorunu yaratan, yırtığın altındaki iç anal sfinkter kasının refleks olarak kasılmasıdır.
Bu kısır döngü şöyle işler: yırtık ağrıya neden olur, ağrı kasın kasılmasına yol açar, kasılma bölgenin kan akımını azaltır, kan akımı azalınca yara iyileşemez ve dışkılama yeniden yırtığı zorlar. Tedavinin temel mantığı bu döngüyü kırmaktır — bu nedenle tedavilerin çoğu doğrudan yarayı değil, kas spazmını hedefler.

Fissürlerin yaklaşık onda dokuzu makatın arka orta hattında yerleşir. Bu bölgenin kanlanması diğer bölgelere göre daha zayıftır ve iyileşme buradan başlayan yaralarda daha güçtür.
Anal fissür belirtileri nelerdir?
Fissürün belirtileri oldukça tipiktir ve deneyimli bir hekim çoğu zaman yalnızca öyküyü dinleyerek tanıyı düşünebilir:
- Dışkılama sırasında keskin, kesici ağrı. Hastalar sıklıkla “cam parçası geçiyor gibi” ya da “bıçak gibi” diye tarif eder. Künt bir ağrıdan çok, batıcı bir ağrıdır.
- Dışkılamadan sonra süren ağrı. Ağrı tuvaletten kalktıktan sonra dakikalarca, bazen saatlerce devam eder. Bu, fissürü hemoroidden ayıran en önemli özelliklerden biridir.
- Parlak kırmızı kanama. Kan genellikle tuvalet kâğıdında ya da dışkının yüzeyinde görülür; dışkıya karışmış koyu kan fissüre değil, başka bir soruna işaret eder.
- Tuvalet korkusu. Ağrı nedeniyle kişi tuvalete gitmeyi erteler, bu kabızlığı artırır ve tablo ağırlaşır.
- Kaşıntı ve ıslaklık hissi bölgede eşlik edebilir.
Hemoroid mi, anal fissür mü? Nasıl ayırt edilir?
İki hastalık da ağrı ve kanamayla seyrettiği için sık karıştırılır. Aşağıdaki farklar yol gösterici olsa da kesin ayrım muayene ile yapılır:
| Anal fissür | Hemoroid | |
|---|---|---|
| Ağrının niteliği | Keskin, kesici, batıcı | Künt, basınç ve dolgunluk hissi |
| Ağrının zamanı | Dışkılama sırasında başlar, sonrasında saatlerce sürer | Genellikle tromboze olmadıkça belirgin ağrı yapmaz |
| Kanama | Az miktarda, parlak kırmızı | Damlama şeklinde, daha bol olabilir |
| Ele gelen şişlik | Genellikle yok; kronikleşirse küçük deri katlantısı | Dışarı çıkan meme hissedilebilir |
Ayrıntı için hemoroid ve perianal fistül cerrahisi sayfasına bakabilirsiniz.
Akut ve kronik anal fissür farkı nedir?
Bu ayrım yalnızca akademik değildir; tedavinin nasıl planlanacağını doğrudan belirler.
| Akut fissür | Kronik fissür | |
|---|---|---|
| Süre | 8 haftadan kısa | 8 haftadan uzun |
| Görünüm | Taze, yüzeyel bir yırtık | Kenarları kalınlaşmış, zemininde kas lifleri görülebilen derin yara |
| Eşlik eden bulgular | Yok | Dış kenarda deri katlantısı (nöbetçi meme), kanal içinde papilla büyümesi |
| Beklenen gidiş | Çoğu basit önlemlerle iyileşir | Kendiliğinden iyileşme olasılığı düşüktür |
Kronik fissürün üç klasik bulgusu — derinleşmiş yara hattı, dış deri katlantısı ve kanal içindeki papilla büyümesi — birlikte görüldüğünde tanı nettir ve tedavi planı buna göre kurulur.
Anal fissür neden olur?
Fissürün altında çoğu zaman mekanik bir zorlanma vardır:
- Kabızlık ve sert dışkılama. En sık neden budur. Sert dışkının geçişi hassas dokuyu yırtar.
- Uzun süreli ishal. Sık ve sulu dışkılama da bölgeyi tahriş ederek yırtığa zemin hazırlar.
- Aşırı ıkınma ve tuvalette uzun süre oturma. Telefonla tuvalette geçirilen süre, farkında olmadan bölgeye sürekli basınç uygular.
- Doğum. Vajinal doğum sırasında zorlanma, kadınlarda ön orta hatta fissür oluşumunun bilinen nedenlerindendir.
- Lif ve sıvı eksikliği. Dışkı hacmini ve yumuşaklığını azaltarak kabızlığı besler.
- Geçirilmiş anal cerrahi veya bölgeye yönelik travma.
Anal fissür tanısı nasıl konur?
Tanı çoğunlukla öykü ve dikkatli bir muayene ile konur. Makat çevresinin nazikçe ayrılmasıyla yırtık doğrudan görülebilir. Ağrı nedeniyle parmakla muayene ve endoskopik inceleme ilk değerlendirmede genellikle ertelenir; şikâyetler yatıştıktan sonra gerekirse yapılır.
Her çatlak basit fissür değildir
Fissürün orta hat dışında yerleşmesi, birden fazla olması ya da uygun tedaviye rağmen iyileşmemesi, altta yatan başka bir hastalığı düşündürür. Bu tabloda Crohn hastalığı, tüberküloz, HIV ve diğer bağışıklık sorunları, sifiliz gibi enfeksiyonlar ve nadiren kanser araştırılmalıdır. Bu durumlarda biyopsi, kültür ve kolonoskopi gibi ileri tetkikler gündeme gelir. Bu nedenle “geçmeyen çatlak” mutlaka yeniden değerlendirilmelidir.
Anal fissür tedavisi: güncel basamaklı yaklaşım
Amerikan Kolon ve Rektum Cerrahları Derneği’nin (ASCRS) 2023 kılavuzu, tedaviyi basamaklı bir sıra içinde önerir. Aşağıdaki sıralama bu yaklaşımı izler.

1. Bağırsak düzeni ve yaşam tarzı — her hastada ilk adım
Akut fissürde ameliyatsız tedavi güvenlidir ve ilk tercih olmalıdır. Kronik fissürde de bu önlemler diğer tedavilerin zeminini oluşturur:
- Lif alımını artırmak. Sebze, meyve, tam tahıl ve gerektiğinde lif takviyesi dışkıyı yumuşatır.
- Yeterli sıvı. Günde altı ila on bardak su, lif takviyesinin işe yaraması için şarttır.
- Ilık oturma banyosu. Günde birkaç kez, 10–15 dakika ılık suda oturmak sfinkter spazmını gevşetir ve saatler süren rahatlama sağlar.
- Tuvalet alışkanlığı. Hissedildiğinde ertelememek, tuvalette uzun süre oturmamak ve ıkınmamak.
- Nazik temizlik. Yara iyileşene kadar sabun yerine ılık su; bölgeyi ovmadan kurulamak.
2. Topikal ilaçlar — kas spazmını gevşeten kremler
Bu ilaçlar iç sfinkter kasını gevşeterek bölgenin kanlanmasını artırır ve yaranın iyileşmesine izin verir. İki ana grup vardır:
| Etken madde | Etkinlik | Dikkat edilecekler |
|---|---|---|
| Kalsiyum kanal blokerleri (diltiazem, nifedipin) |
Nitratlarla benzer iyileşme oranı | Kılavuzun tercih ettiği grup; yan etkileri belirgin şekilde daha az |
| Nitratlar (gliseril trinitrat) |
Plaseboya üstün: yaklaşık %49’a karşı %36 | Baş ağrısı sık görülür ve tedaviyi bıraktıran başlıca nedendir |
Üç noktayı vurgulamak gerekir. Birincisi, bu kremler 6–8 hafta boyunca düzenli kullanılmalıdır; ağrı birkaç günde geçse bile yaranın kapanması haftalar alır. İkincisi, tedavi kesildikten sonra nüks sık görülür — başlangıçta iyileşenlerin yaklaşık yarısında şikâyet geri dönebilir. Üçüncüsü, bu ilaçlar reçeteye tabidir ve hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır.
Randomize çalışmaları bir araya getiren 2025 tarihli bir ağ meta-analizinde, iyileşme sıralamasında nifedipin ve diltiazem gliseril trinitratın önünde yer almış; gliseril trinitrat ise en yüksek yan etki oranıyla ilişkilendirilmiştir.
3. Botulinum toksin (botoks) uygulaması
İç sfinkter kasına yapılan botulinum toksin enjeksiyonu, kası geçici olarak gevşeterek yaranın iyileşmesine fırsat tanır. Etkisi birkaç ay sürer ve kalıcı kas kesisi gerektirmez.
Kılavuza göre botulinum toksin, birinci basamakta topikal tedavilere benzer sonuç verir; ilaçlara yanıt alınamayan hastalarda ikinci basamak olarak kullanıldığında iyileşme oranlarında sınırlı bir iyileşme sağlar. Cerrahi ile karşılaştırıldığında iyileşme oranı daha düşüktür — bir derlemede sfinkterotomi ile yaklaşık %89, botulinum toksin ile %59 iyileşme bildirilmiştir.
Buna karşılık botoksun önemli bir avantajı vardır: kasta kalıcı bir kesi yapılmadığı için gaz veya dışkı kaçırma riski taşımaz. Bu nedenle inkontinans açısından riskli hastalarda öne çıkar.
4. Lateral internal sfinkterotomi — cerrahi standart
Lateral internal sfinkterotomi (LİS), iç sfinkter kasının yan tarafından çok küçük bir kesi yapılarak spazmın kalıcı olarak çözülmesidir. Kılavuz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve başlangıçta dışkı kaçırma sorunu olmayan seçilmiş hastalarda tercih edilecek yöntem olarak LİS’i önerir; bu, kılavuzun en güçlü öneri düzeyidir.
Açık ve kapalı teknikler benzer sonuç verir. Kesinin fissür uzunluğuna göre ayarlanması, klasik olarak dentat çizgiye kadar uzatılan kesiye kıyasla benzer iyileşme sağlarken dışkı kaçırma oranını düşürür. Yöntemin başarısı tekniğin doğru uygulanmasına bağlıdır; bu nedenle deneyim belirleyicidir.
5. Fissürektomi ve anoplasti
Sfinkter kasına dokunmadan yaranın temizlenmesi ve gerektiğinde doku kaydırılarak kapatılması esasına dayanır. Dışkı kaçırma riski açısından endişe duyulan hastalarda LİS’e alternatif oluşturur.
2025 yılında yayımlanan 475 hastalık bir seride fissürektomi ± anoplasti ile %92,8 başarı bildirilmiş; hastaların %7,15’inde altı aylık takipte iyileşme sağlanamayarak sfinkterotomi gerekmiştir. Ameliyat sonrası komplikasyon oranı %4,2 olarak verilmiştir.
Anal fissür tedavi edilmezse ne olur?
Akut fissürlerin önemli bir bölümü basit önlemlerle iyileşir. Belirleyici olan ne kadar beklendiğidir: şikâyet süresi uzadıkça kendiliğinden iyileşme şansı hızla düşer.
| Şikâyet ne kadar sürmüş | Konservatif tedaviyle iyileşme şansı |
|---|---|
| 1 aydan kısa | Neredeyse tamamı iyileşir |
| 1–6 ay | Belirgin biçimde düşer |
| 6 aydan uzun | Yaklaşık üçte bir |
Aynı fark akut–kronik ayrımında da görülür: akut fissürlerde konservatif tedaviyle iyileşme yaklaşık %80 iken, kronikleşmiş fissürlerde %40 düzeyine iner. Yani “biraz daha bekleyeyim, nasılsa geçer” yaklaşımının bedeli geçen süre değil, tedavinin zorlaşmasıdır.
Kısır döngü nasıl kuruluyor?
Fissürün kendi kendine kapanmamasının nedeni ihmal ya da hijyen değil, bir mekanizmadır. Yara ağrı verir; ağrı makat kasının istemsiz kasılmasına yol açar; kasılan kas bölgenin kanlanmasını azaltır; kanlanması azalan yara iyileşemez ve daha çok ağrır. Buna bir de ağrı korkusuyla tuvaleti erteleme ve kabızlığın ağırlaşması eklenir. Tedavinin işi bu döngüyü kırmaktır — bu yüzden beklemek çözüm değil, döngünün yerleşmesi anlamına gelir.
Kronikleşince geriye ne kalır?
Altı haftayı geçen fissürlerde yara yalnızca “açık” kalmaz, yapısı değişir: kenarları sertleşir, tabanında kas lifleri görünür hâle gelir, dış ucunda nöbetçi meme denen bir deri katlantısı ve iç ucunda hipertrofik papilla gelişebilir. Bu yapılar yara kapandıktan sonra da yerinde kalabilir; temizlik güçlüğü ve tekrar hissi yaratır. Kronik fissürü akut fissürden ayıran, süre kadar bu bulgulardır.
Bunların ötesinde tedavi edilmeyen fissürde:
- Kronik yara zemininde perianal apse ve fistül gelişebilir; bu durumda tedavi artık fissür tedavisi değildir.
- Tedavi sonrası nüks olasılığı artar: lif desteğinin sürdürüldüğü hastalarda bir yılda nüks %14,5 iken, sürdürülmeyenlerde %30,2 bulunmuştur.
- Süregelen ağrı, uyku düzeninden iş hayatına kadar yaşam kalitesini düşürür.
Geçmeyen her yara “basit fissür” değildir
Tipik anal fissür orta hatta yerleşir, tektir ve dışkılamayla belirginleşen keskin bir ağrı verir. Bu tabloya uymayan yaralarda tedaviye direnç, çoğu zaman tedavinin yetersizliğini değil tanının yanlış olduğunu gösterir. Aşağıdakiler atipik sayılır:
- Yaranın orta hat dışında (yan tarafta) yerleşmesi
- Birden fazla yara bulunması
- Yaranın geniş, düzensiz ya da alışılmadık görünümde olması
- Ağrısız seyretmesi
Bu durumlarda akla Crohn hastalığı, bağışıklığı baskılayan durumlar, tüberküloz, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve kan hastalıkları gelir. Değerlendirme biyopsi, kültür ve gerektiğinde kolonoskopi ile yapılır. Bu yüzden iyileşmeyen bir yarada “aynı kremi biraz daha kullanalım” yaklaşımı doğru değildir.
“Makat çatlağına ne iyi gelir?” — bitkisel ürünler ve kremler işe yarar mı?
İnternette bu soruya verilen cevapların çoğu yanıltıcıdır. Gerçekçi çerçeve şudur:
İşe yarayanlar: Lif ve sıvı alımını artırmak, ılık oturma banyosu ve tuvalet alışkanlığını düzeltmek — bunlar kanıta dayalı ve her basamakta önerilen önlemlerdir.
Sınırlı fayda sağlayanlar: Eczaneden reçetesiz alınan ağrı kesici veya kayganlaştırıcı merhemler şikâyeti geçici olarak hafifletebilir; ancak sfinkter spazmını çözmedikleri için yarayı iyileştirmezler.
Kanıtı olmayanlar: “Çatlağı kapatan” olarak tanıtılan bitkisel karışımlar, yağlar ve kür programları. Bunların asıl zararı, doğru tedaviyi geciktirerek akut bir fissürün kronikleşmesine yol açmalarıdır.
Ameliyat sonrası iyileşme ve bakım
Anal fissür ameliyatları genellikle günübirlik yapılır ve hasta aynı gün evine döner. İyileşme sürecinde şunlar önemlidir:
- Oturma banyosu. Günde birkaç kez ılık suda 10–15 dakika oturmak, ağrıyı azaltır ve bölgeyi temiz tutar.
- Dışkıyı yumuşak tutmak. Lif, sıvı ve gerektiğinde hekimin önerdiği dışkı yumuşatıcı. Ameliyat sonrası ilk dışkılama korkusu yaygındır; yumuşak dışkı bu korkuyu büyük ölçüde ortadan kaldırır.
- Ağrı yönetimi. Önerilen ağrı kesiciler düzenli kullanılmalı, ağrı yerleşene kadar beklenmemelidir.
- Hijyen. Her tuvalet sonrası ılık suyla nazik temizlik, ovmadan kurulama.
- Kontrol. Ateş, artan ağrı, bol kanama veya akıntı durumunda beklemeden hekime başvurulmalıdır.
Ameliyat sonrası bakımın en kritik noktası, iyileşme tamamlandıktan sonra da bağırsak düzeninin korunmasıdır. Kabızlık geri dönerse fissür de geri dönebilir.
Anal fissüre hangi bölüm ve hangi doktor bakar?
Anal fissür genel cerrahi uzmanlık alanına girer. Kolon ve rektum cerrahisi (proktoloji) ile ilgilenen genel cerrahi uzmanları bu konuda yoğun deneyime sahiptir.
Şikâyetiniz varsa doğrudan genel cerrahi polikliniğine başvurabilirsiniz; önce dahiliye veya aile hekimine gitmeniz gerekmez. Kanamanın eşlik ettiği durumlarda, özellikle 45 yaş üzerindeyseniz veya ailenizde kolon kanseri öyküsü varsa, hekiminiz kanamanın başka bir nedeni olup olmadığını araştırmak için ek tetkik isteyebilir.
Kliniğimizde (Ataşehir, İstanbul) yaklaşımımız
Değerlendirmeye her zaman ayrıntılı bir öykü ve muayeneyle başlarız. Ağrı nedeniyle muayeneden çekinen hastalarda inceleme, hastanın tolere edebileceği ölçüde ve kademeli yapılır.
Akut fissürlerde önceliğimiz ameliyatsız tedavidir: bağırsak düzeninin kurulması, oturma banyosu ve uygun görülürse topikal tedavi. Bu dönemde hastanın tedaviye uyumu sonucu belirleyen en önemli etkendir; bu nedenle neyin neden yapıldığını ayrıntılı anlatmaya zaman ayırırız.
Kronik fissürlerde tedavi kişiye göre planlanır. Tercih edilecek yöntem, fissürün süresine ve görünümüne, hastanın daha önce hangi tedavileri aldığına, doğum öyküsüne ve mevcut kontinans durumuna göre belirlenir. Cerrahi gerektiğinde en sık uyguladığımız yöntem lateral internal sfinkterotomidir; kesi, klasik yaklaşımdan farklı olarak fissür uzunluğuna göre ayarlanır. Dışkı kaçırma açısından riskli gördüğümüz hastalarda sfinkter kasına dokunmayan seçenekleri öne alırız.
Ayrıntılı bilgi için anal fissür cerrahisi sayfamıza, tüm anorektal hastalıklar için anorektal hastalıklar cerrahisi bölümüne bakabilirsiniz.
Hangi bölüme başvurulacağı ve ilk muayenenin nasıl geçtiği için makat çatlağına hangi bölüm bakar?, ameliyat sonrası dönem için anal fissür ameliyatı sonrası bakım yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Anal fissür kendiliğinden geçer mi?
Akut fissürlerin önemli bir bölümü lif, sıvı ve ılık oturma banyosu gibi basit önlemlerle birkaç hafta içinde iyileşir. Şikâyet 8 haftayı aşmışsa kendiliğinden iyileşme olasılığı belirgin şekilde azalır ve tedavi gerekir.
Anal fissür kaç haftada iyileşir?
Akut fissürlerde iyileşme genellikle 4–6 haftayı bulur. Topikal ilaç kullanılıyorsa ilacın 6–8 hafta boyunca düzenli sürdürülmesi önerilir; ağrının erken geçmesi yaranın kapandığı anlamına gelmez.
Anal fissür ameliyatı şart mı?
Hayır. Ameliyat, ilaç tedavisine yanıt vermeyen kronik fissürlerde gündeme gelir. Akut fissürlerde ilk tercih her zaman ameliyatsız tedavidir.
Ameliyattan sonra gaz veya dışkı kaçırma olur mu?
Lateral internal sfinkterotomide bu risk bilinmektedir ve kılavuzlar bu nedenle hasta seçimini vurgular. Kesinin fissür uzunluğuna göre ayarlanması riski azaltır. Başlangıçta kontinans sorunu olan hastalarda sfinkter kasına dokunmayan yöntemler tercih edilir.
Hemoroid mi yoksa fissür mü olduğumu nasıl anlarım?
Dışkılamadan sonra saatlerce süren keskin ağrı fissürü, ele gelen şişlik ve dolgunluk hissi hemoroidi düşündürür. Ancak ikisi bir arada da bulunabilir; kesin ayrım muayene ile yapılır.
Fissür kremleri gerçekten işe yarıyor mu?
Sfinkter kasını gevşeten reçeteli kremler (kalsiyum kanal blokerleri ve nitratlar) kanıta dayalıdır ve kılavuzlarda önerilir. Reçetesiz satılan ağrı kesici merhemler ise şikâyeti hafifletir, yarayı iyileştirmez.
Tedaviden sonra tekrarlar mı?
Topikal tedaviyle iyileşen hastaların yaklaşık yarısında şikâyet geri dönebilir. Nüksün en önemli nedeni kabızlığın yeniden başlamasıdır; bu nedenle bağırsak düzeninin kalıcı olarak korunması tedavinin parçasıdır.
Gebelikte anal fissür olursa ne yapılmalı?
Gebelikte ve doğum sonrası dönemde fissür sık görülür. Bu dönemde öncelik lif, sıvı ve oturma banyosu gibi güvenli önlemlerdir. İlaç kullanımı mutlaka hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır.
Tuvalette kanama gördüm, sadece fissür olabilir mi?
Parlak kırmızı ve az miktarda kanama fissürle uyumludur. Ancak kanama tek başına tanı koydurmaz; koyu renkli kanama, dışkıya karışmış kan, kilo kaybı veya bağırsak alışkanlığındaki değişiklik varsa mutlaka araştırılmalıdır.
Anal fissür tedavi edilmezse ne olur?
Yara kronikleşir ve iyileşme şansı düşer: şikâyeti bir aydan kısa süren hastaların neredeyse tamamı konservatif tedaviyle iyileşirken, altı ayı geçenlerde bu oran yaklaşık üçte bire iner. Kenarlar sertleşir, nöbetçi meme ve hipertrofik papilla gelişebilir; bir kısım hastada kronik yara zemininde apse ve fistül ortaya çıkar. Fissür kendiliğinden kapansa bile, tedavi edilmeyen hastalarda tekrarlama olasılığı belirgin biçimde yüksektir.
Anal fissür kansere dönüşür mü?
Hayır. Anal fissür iyi huylu bir yırtıktır ve kansere dönüştüğüne dair bir bulgu yoktur. Ancak tersi önemlidir: bazı tümörler, Crohn hastalığı ve bazı enfeksiyonlar fissüre benzeyen yaralar oluşturabilir. Bu yüzden orta hat dışında yerleşen, çok sayıda olan, düzensiz görünen ya da ağrısız seyreden yaralar “fissür” kabul edilip geçiştirilmez; biyopsi ve ileri tetkik gerektirir.
Fissür geçmiyorsa ne yapmalıyım?
Uygun tedaviye rağmen iyileşmeyen bir fissür yeniden değerlendirilmelidir. Orta hat dışında yerleşim, çok sayıda yara veya iyileşmeme, Crohn hastalığı gibi altta yatan başka bir durumu düşündürebilir ve ileri tetkik gerektirir.
Kaynaklar
- Davids JS, Hawkins AT, Bhama AR, ve ark. The American Society of Colon and Rectal Surgeons Clinical Practice Guidelines for the Management of Anal Fissures. Diseases of the Colon & Rectum, 2023. PubMed
- Wang C, Ni J, Xiong Y, ve ark. The efficacy of diltiazem, glyceryl trinitrate, nifedipine, minoxidil, and lidocaine for the medical management of anal fissure: a systematic review and network meta-analysis of randomized controlled trials. International Journal of Surgery, 2025. PubMed
- Gallo G, Micarelli A, De Simone V, ve ark. Fissurectomy with or without anoplasty for chronic anal fissures is a valid alternative to lateral internal sphincterotomy: a retrospective cohort study of 475 patients. Techniques in Coloproctology, 2025. PubMed
- National Institute for Health and Care Excellence (NICE). Chronic anal fissure: 2% topical diltiazem hydrochloride. nice.org.uk
- National Health Service (NHS). Anal fissure. nhs.uk
- Jahnny B, Ashurst JV. Anal Fissures. StatPearls, NCBI Bookshelf. ncbi.nlm.nih.gov
Şikâyetleriniz sürüyorsa
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Değerlendirme için Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Kalaycı ile iletişime geçebilirsiniz. Muayene Ataşehir’deki klinikte yapılır; cerrahi girişimler anlaşmalı hastanelerde gerçekleştirilir.